20 06 2013

Çocukluğun Soğuk Geceleri -Tezer Özlü

Çocukluğun Soğuk Geceleri -Tezer Özlü |  görsel 1

karanlık bir gecenin geç vaktinde kalkıyorum. herkes her geceki uykusunu uyuyor. ev soğuk. çok sessiz davranmaya özen gösteriyorum. günlerdir biriktirdiğim ilaçları avuç avuç yutuyorum. kusmamak için üzerine reçelli ekmek yiyorum. genç bir kızım. ölü gövdemin güzel görünmesi için gün boyu hazırlık yapıyorum. sanki güzel bir ölü gövde ile öç almak istediğim insanlar var. karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. karşı çıkmak istediğim kurallar var. bir haykırış! küçük dünyanız sizin olsun.   Zelal'in Günceleri...   Devamı

20 06 2013

Sırat Köprüsü Ölümün Eşiğinde - Karl May

Sırat Köprüsü Ölümün Eşiğinde - Karl May |  görsel 1

Ölümün ürkütücü sessizliğiyle köprüye ilerleyen ruhları görüyorum. Allah beni korusun!" İhtiyar bu son cümleyi, sanki aniden tehlikeye düşmüş gibi bağırarak söyledi ve korku içinde tutunacak bir yer ararcasına kollarını iki yana açtı ve kendi kendine Ben Nur'un sesiyle söyle dedi: "Sakin ol, içinde bulunduğun ölüm anından söz ettin; sessiz ve sakin... Şimdi sessiz bîr vedâdan daha fazlası olduğunu öğreneceksin. Konuş!" "Üzerinde durduğum kayayı titreten bir fırtına koptu, kapkaranlık bulutlar dolaştı üzerimde, şimşekler çaktı, gök gürledi. Savaş çığlıkları ve silah sesleri duydum. Ölenlerin seslerini duyuyorum. Anneler çocukları için gözyaşı döküyor, kadınlar erkeklerine ağlıyor; cimriler bırakmak zorunda kaldıkları zenginliklerinin, hükümdarlar tahtlarının, şeref düşkünleri şan ve şöhretlerinin ardından bağırıyorlar... Allah razı olsun! 'Babamız, ruhumu sana teslim ediyorum!' dedi imanla teslimiyet gösteren bir ses ve o anda tüm sesler sustu... (Arka Kapak)   Zelal'in Günceleri.. ... Devamı

27 03 2013

Cemal Süreya

Cemal Süreya |  görsel 1

Zelal'in Günceleri... Devamı

27 03 2013

Sevmekten Vazgeçmeyin :)

Sevmekten Vazgeçmeyin :) |  görsel 1

Zelal'in Günceleri... Devamı

27 03 2013

Ahmet Kaya - Günaydin Annecigim (Dardayim)

  Bugün De Ölmedim Anne Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım  Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum  Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum  Bugün de ölmedim anne  Kapalıydı kapılar, perdeler örtük  Silah sesleri uzakta boğuk boğuk  Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük  Bugün de ölmedim anne  Üstüme bir silah doğruldu sandım  Rüzgar, beline dolandığında bir dalın  Korktum, güldüm, kendime kızdım  Bugün de ölmedim anne  Bana böylesi garip duygular  Bilmem niye gelir, nereye gider?  Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar  Bugün de ölmedim anne.        Zelal'in Günceleri...   ... Devamı

26 03 2013

Facebook Kişisel Blog Sayfam

Facebook Kişisel Blog Sayfam |  görsel 1

Beni facebooktan takip etmek isteyen edebiyat  müzik ve sanat dostları aşağıdaki linkten beni takip edebilirsiniz saygı ve sevgiler...   http://www.facebook.com/pages/%DA%AA-%DB%92-Zelalin-G%C3%BCnceleri-%DA%AA-%DB%92/237836996287722 Devamı

19 03 2013

Cemal Süreya

Cemal Süreya |  görsel 1

Zelal'in Günceleri... Devamı

15 03 2013

Cemal Süreya

Cemal Süreya |  görsel 1

Zelal'in Günceleri... Devamı

14 03 2013

Sevdalım Hayat - Zülfü livaneli

Sevdalım Hayat - Zülfü livaneli |  görsel 1

Tartışma yaratacak 'anılar denizi'Zülfü Livaneli'nin, Mutluluk ve Leyla'nın Evi adlı çok satan kitaplarının ardından beklenen anlatısı çıkıyor. Bir döneminsiyaset ve sanat olaylarına ışık tutacak, her kuşaktan insanlar arasında ilgi uyandıracak anı ve değerlendirmeleri kapsayan roman tadındaki bu kitapta, okuma serüveni peşindeki bir çocuğun düşleri, hücrelere kapatılan ve sürgünlere mahkûm edilen bir aydının serüveni anlatılıyor.(Tanıtım Yazısından)    Akasya kokan gecelerde Türküler söyleyip dolaşırdın sen Birer birer dökülen hecelerde Kendi yüreğinle yarışırdın sen Sağ olsun uçan kuşlar Çiçeğe durmuş ağaç Yaşasın sevdalılar Sevdalım hayat Karanlıktan güçlüydü hep aydınlık Uzakta parlayan sımsıcak ışık Şiir sana tutkun sen ona aşık Kendi yüreğinle yarışırdın sen Sağolsun uçan kuşlar Çiçeğe durmuş ağaç Yaşasın sevdalılar Sevdalım hayat Yaşam dalga dalga uzar giderdi Ölüm gözümüzde bir arpa boyu Çocuk gibi öper, okşar, severdim Yediğim ekmeği, içtiğim suyu Sağolsun uçan kuşlar Çiçeğe durmuş ağaç Yaşasın sevdalılar Sevdalım hayat   Zelal'in Günceleri...     ... Devamı

12 03 2013

Aşka Şeytan Karışır - Hande Altaylı

Aşka Şeytan Karışır - Hande Altaylı |  görsel 1

Sıradan insanlar yoldan çıkmaz, en masumlar günahkar olmaz, iyiler kötülük yapmazdı; eğer aşka şeytan karışmasaydı... Gençliğin verdiği cesaretle zor bir aşkın içine gözü kapalı giriverir Aslı. Toplum kurallarını, ahlakı, vicdanı, ayıbı bir kenara atarak, teyzesinin sevgilisi Ömer’e kaptırır kalbini. Sevgilisinin evli olması bile umurunda değildir ilk başlarda. Ama kıskançlıklar, sorgulamalar, hayaller ve hayal kırıklıklarının ardından çareyi kaçmakta bulur. Yıllar sonra, artık olgun bir kadın olduğunu sandığında Ömer tekrar çıkar karşısına. “İnsanın kaçmak isteyip de koşamadığı rüyalar gibiydi. Büyülenmiş, duruyordu. Onu hayatında ilk kez, bu gece gördüğüne yemin edebilirdi. Kasıkları ateşe verilmiş gibi alev alev yanmaya başladı ve içi korkuyla doldu. Kalbi sıkıştı, niye on altılık bir küçük kız gibi titreyip duruyordu teyzesinin sevgilisinin karşısında? Bu adamı daha önce hiç çekici bulmamıştı ki... Erkek olduğunun bile farkında değildi. Çığlık atmak istiyordu ama gel gör ki, üzerinden geceliği sıyrılırken itiraz etmeyi bile başaramadı. Tanımadığı bir duygu bütün vücudunu sarmıştı. Böyle bir şeyin varlığıyla karşılaşmak bile, dünyanın hiç de güvenilir bir yer olmadığının kanıtıydı. Burası, bizim bildiğimiz, alıştığımız ve tanıdığımızı sandığımız yer değildi. Her köşesinde farklı boyutlara açılan gizli kapılar vardı ve türlü tuzaklarla insanı, ne yapıp edip kendisine yenik düşürüyordu. Yapmam dediğimiz şeyleri yaptıran, söylemem dediğimiz sözleri söyleten bir gücün esiriydik. Ve bu güç, bizim içimizde, tohumlarımızdaydı. Bir sınırın çok yakınına gittiğimizde, o sınırın orada olmadığını görüyorduk. Sınırlar mı sürekli değişiyordu,... Devamı

07 03 2013

Son Ada - Zülfü Livaneli

Son Ada - Zülfü Livaneli |  görsel 1

Son Ada, doğal zenginliklerle dolu bir küçük adada geçiyor. Adayı yıllar önce çok varlıklı bir adam satın almış, daha sonra sevdiği birkaç dostunu da burada ev yapmaya teşvik etmiş ve böylece kırk evden oluşan bir topluluk oluşmuş. Birbirleriyle anlaşan, azla yetinen bu insanlar, elektrik ve telefon olmadan, kendi kaynaklarıyla ısınarak ve beslenerek geçiniyorlar. Tek gelir kaynakları yılda bir ürün aldıkları, o adaya özgü, çam fıstıkları. Bütün adalılar senede bir fıstık toplamayı da bir şölen haline getirmişler. Adalıların büyük bir çoğunluğunun yetişkin olduğunu anlıyoruz, emekliler ve geçmişlerini silmek isteyen orta yaşlılardan oluşuyor ada nüfusu; kırk evin içinde, ne bebek ne de çocuktan bahsediliyor. Ada yaşamının bir nevi huzurevi temposunda olduğunu söylemek yanlış olmaz. Adanın bir ilginç özelliği burada kimseye adıyla hitap edilmemesi. Herkes oturduğu evin numarasıyla çağırılıyor. Burada yöneten ya da yönetilen olmadığı gibi, birey ve toplum yaşamında bencilliğin nedeni olan mülkiyet de yok. Son adada yaşayanlar, özlerinde iyi ve saflardır; ancak saflıkları ve politik oyunlar karşısında edilgen davranmaları, ellerindeki mutluluğu sonsuza dek kaybetme tehlikesini doğurur. Adadaki kusursuz düzen ve huzur, emekliye ayrılan darbeci devlet başkanının adaya yerleşmesi ile bozulur. Fakat asıl kötülükler, doğadaki dengelerin bozulmasıyla gerçekleşecektir. Darbeci başkan, adanın en güzel koylarına el koymuş martılardan kurtulmak fikrini ortaya atar. Buralara beş yıldızlı oteller yapıldığı takdirde, herkes zenginleşir ve etrafı kirleten martılardan da böylece kurtulur adalılar. Karşı çıkan bir iki ses, devlet başkanının gücü karşısında cılız kalır ve martı katliamına karar verilir. Bu noktadan ... Devamı

04 03 2013

Piraye - Canan Tan

Piraye - Canan Tan |  görsel 1

Genç ve güzel Piraye adını Nazım Hikmet’in eşinden almıştır. Genç kızın babasıdır Piraye ismine tutkun olan; diğer kızı da babanın Nazım Hikmet hayranlığından payını alır: Hatice. Babanın açıklaması ilginçtir ki bu açıklama romanın temalarından birini de oluşturacaktır: "Piraye, Nazım Hikmet’in karısı. Tam adı Hatica Piraye’dir. Nazım Hikmet’in onun için yazdığı şiirler ve mektuplar,edebiyatımızın gerçek yüz aklarıdır." Piraye’nin babasının bu açıklaması karşısında ilk tepkisi şaşkınlıktır: "(...) Babam elinden kitap düşmeyen, aydın bir insandı. Ama onun, kızlarına bir şairin -hem de yasaklı bir şairin- karısının adını verecek kadar edebiyat tutkunu olduğunu yeni keşfediyordum." Piraye’nin doğduğu günden bu yana içinde taşıdığı edebiyat ve şiir tohumları hayatının bir bölümünde ilişkilerine de yansıyacaktır. roman, genç bir kızın aile, okul, aşk ve evlilik yaşantısına odaklanan ilginç bir biyografi özelliğine sahip; yazar, yarattığı kadınkahramanın yaşantısına bir ’kadın duyarlılığı’ ile yaklaşıyor. romanın ilk sayfalarında idealleri olan genç bir kız olarak tanıştığımız Piraye, sayfalar ilerledikçe ilişkilerin farklı boyutlarını yaşayacak, aşk duygusunun karşılığını kendi hayatına yerleştirmeye çalışacaktır.  "Piraye" romanını bir ’dram’ haline getiren ise genç kızın evlilik ve evlilik sonrası  yaşantısı olacaktır; Piraye, üniversite öğreniminin hemen ardından Diyarbakır’a gelin gidecektir. "Piraye"yi yakın çevrenizde aramayın sakın," diyor Canan Tan. "Hem onun, hem de romandaki diğer karakterlerin hayal ürünü olduklarını belirtmeme, bilmem gerek var mı? Ama... Devamı

04 03 2013

Eroinle Dans - Canan Tan

Eroinle Dans - Canan Tan |  görsel 1

Eroinle Dans", yalnızca bir eroin öyküsü değil. Sigara ve içkiyle başlayıp esrar, kokain, sakinleştirici ya da uyarıcı haplarla süren, uzun, upuzun bir yolun son noktası eroin. Uyuşturucu için, aile düzeni bozuk gençlerin sığınağıdır, diye yaygın bir kanı vardır toplumumuzda. Ne büyük bir yanılgı! Merak, macera arayışı, çarpık ilişkilerin yaşandığı arkadaş çevreleri, rastlantı sonucu içinde bulunulan topluluğa uyum çabaları, bu konulara en uzak duran kişileri bile nasıl da içine çekebiliyor. Romanımızın iki kahramanı var: Eylül ve Dünya. Dünya, parçalanmış bir ailenin dışlanmış bireyi. Eylül ise ailesinin biricik prensesi; el bebek gül bebek büyütülmüş en iyi okullarda okutulmuş pırıl pırıl bir genç kız. Yolundan sapmasını haklı çıkaracak hiçbir dayanağı yok. İkisinin, uyuşturucu ortak paydasında buluşması, alevin küle dönüştüğü noktaya el ele yürümeleri düşünülemez bile. Ancak, çok güçlü arkadaşlık ve dostluk bağları bile bataklığa sürükleyebiliyor insanları. Romanımızda olduğu gibi...   Zelal'in günceleri....... Devamı

04 03 2013

Mektubun Avucumda...

Mektubun Avucumda... |  görsel 1

      Şair Leyla Sokağı     Payıma düşen toprak parçası Senin de payına düşer Ayrılık gayrılık yok Ölüm nefesinde nasıl olsa Amma henüz vakit erken Daha gün Karşı apartmanın balkonunda Dur bakalım hele Ben salata satayım Şair Leyla Sokağı'nda Sen gene koş Bez fabrikasındaki Tezgahının başına Ölüm içimde Ölüm dışımda Ölüm talihsiz aşımda Ölüm kuru başımda Teselli benim gözyaşımda   Rüştü Onur     Zelal'in Günceleri...... Devamı

20 02 2013

KelebeğŸin Rüyası- Fragman

Aşk En Güzel Bahanesidir Şiir'in...   Zelal'in Günceleri... Devamı